Tarih derslerini vakti zamanında iyi dinleyenler bilir, hatta dinlememiş olanlar da bunu bilir, çünkü tarih dersinin bir numaralı kuralıdır bu. İnsanlar avlanarak ve toplayarak başlamışlardır yaşama, muhtemelen önce toplamışlardır meyveleri ağaçtan, avlanmayı sonra öğrenmişlerdir. Peki sonra ne oluyor? Evet, bildiniz, üretime geçiyorlar. Hazır ye, iç dönemini bitirip, kendin pişir kendin ye dönemine atılıyorlar. Üretim dediğim, bildiğiniz tarlada meyve-sebze yetiştirmek, fabrikalar gelmesin aklınıza hemen. İnsanoğlunun birkaç yüzyıl öncesine kadar en büyük uğraşı ve gelir kaynağıydı bu, ve artık şartlar gereği gözden düşmüş olsa da, hala en önemli sektör.
Gerisini zaten biliyorsunuz, meşhur Sanayi Devrimi gerçekleşir ve yeni yeni meslekler ortaya çıkmaya başlar. Şehirleşme başlar, modernleşmeyle birlikte, köy ve şehir ayrımları daha belirgin hale gelir. Ha, bir de bu konunun olmazsa olmaz lafı vardır; ‘Osmanlı şartlara ayak uyduramadığından iyice zayıflar’. Ee tamam, şartlara ayak uydursa zaten zayıflamaz da önemli olan niye ayak uyduramıyor şartlara, bunu hala bulan veya anlata yok
, en azından eğitim-öğretim sürecinde bulana rastlamanız biraz zor. Neyse, köy ve şehir diyorduk, konuyu dağıtmayayım. Yeni yeni iş imkanları oluştuktan sonra, artık insanlar köyleri terk etmeye başlar, şehirlere göç ederler. Köyde kalanlar da kendi işlerine aynen devam eder. Öyle bir dönem gelir ki, insanlar beton yığınlarının arasında – ki ben severim bu yığınları, gökdelenler, yüksek binalar iyidir, hoştur- dalından elma koparıp yemeyi, yeşil alanları, ata binmeyi, kendi ürünlerini yetiştirmeyi özlemeye başlar. Daha önce hiç tarlada bulunmamış olanlar bile, filmlerde görüp, çiftlik sahibi olmayı, domates, biber ve patlıcan yetiştirmeyi istemeye başlar. İşte burada imdada Facebook ile Farmville yetişir ve insanoğlu kurtuluşa erişir.
Part-time Çiftçilik
En büyük sosyal ağ sitesi Facebook’ta birçok oyun ve uygulama bulunuyor. Okey, tavla gibi oyunların yanında, çiftçilik ve akvaryum simülasyonları da var. Ama aralarında en meşhuru Farmville, yanılmıyorsam 2009 Haziran’da uygulamaya konulan oyun, bu kısa süre içinde 50 milyondan fazla kullanıcıyı ağırlamaya başlamış. Hatta Farmville, sadece Facebook’tan oynandığı için Face’e katılanlar bile var.
Bu tür ‘online’ oyunların tutulduğu bir gerçek, bazıları bağımlılık bile yapıyor. Ancak işin içine çiftçilik girince, özellikle ‘küçük ev’ kuşağı için damardan bir adım oluyor bu. Yeni nesil gençlik ise tarlaya, tavuğa, traktöre olan merakından ve ‘Hanımın Çiftliği’nden dolayı giriyor bu dünyaya, sonra gözleri Özgü Namal gibi bir hanım ağa arıyor, ‘Nerede bu çiftliğin hanımı’ diye. Farmville’in yapımcısı Zynga, bu özelliği koyarsa oyuna eminim katılım artar.
Konudan uzaklaşmadan devam edeyim, peki bu oyunda çiftçi olunca ne gerçekleşiyor? Öncelikle size belli bir alan veriliyor, bir bölümü ekim alanı ve orada ürünleriniz var. Onları satarak ilk paranızı kazanıyorsunuz. Daha sonra tekrar tohum alıyor, tekrar ekim yapıyor, hasat zamanı satış yaparak tekrar para kazanıyorsunuz, tabi kar da elde ediyorsunuz. Sadece bununla sınırlı değil tabi oyun, birçok imkan sunuluyor size, fırsatları değerlendirmek sizin maharetiniz. Zaten diğer türlü olsaydı, 50 milyon kişiye hitap etmezdi Farmville.
Yapımın belki de en önemli özelliği, gerçek zamanlı olması. Gerçek zamandan kastım şu, mesela şeker kamışı üretmek istediniz, ekimden sonra 10 saatlik süre içinde olgunlaşıyor bu ürün. Sabah işe veya okula giderken bırakıyorsunuz tohumları, akşam geldiğinizde olgunlaşmış oluyorlar ve satmaya götürüyorsunuz. Eğer geç kalırsanız, belli bir süreden sonra çürüyor ürünleriniz, emeğiniz boşa gidiyor doğal olarak.
Yani Farmville’e başladığınız zaman, hayatınızı bir süre sonra ona göre ayarlıyorsunuz. Arkadaşlarınız arıyor ‘hadi halısahaya’ diye, ‘gelemem olm, domates ekiyorum’ diyorsunuz. Anneniz ‘akşam dedenlere gideceğiz’ diyor, ‘anne hasat vakti nereye’ diyorsunuz. Kız arkadaşınız çağırıyor, ‘kurtlar basmış tarlayı’ diye ekiyorsunuz. Daha güzel bir kız arkadaşınız çağırıyor, ‘yemişim domatesi, biberi’ diyip çıkıyorsunuz dışarı
. Anlayacağınız, adım attığınız zaman siz part-time bir çiftçi oluyorsunuz.
Tarımda makineleşmenin de önemi büyük, başlangıçta böyle bir şansınız olmasa da ilerleyen zamanlarda kendinize bir adet traktör alabilirsiniz. Sadece işinize yarayan şeyler almak zorunda değilsiniz, gösterişi seviyorsanız dekorasyon malzemelerine de parayı yatırabilirsiniz. Çiftliğinizi düzene sokar, güzel görünümlü bir hale sokarsınız, misafirleriniz ‘ay ne kaa güzel, ben de bundan istiyorum’ der. Komşuluk önemli Farmville’de, ne kadar komşunuz olursa tarlanızı o kadar büyütebilirsiniz. Facebook’ta oyunu oynayan arkadaşlarınızı listenize eklediğinizde, tabi onlar da kabul edecek bunu, komşu oluyorsunuz. Onların tarlalarına girip, kurtlardan temizlerseniz, göz kulak olursanız altın ve tecrübe kazanıyorsunuz. Altın, markette tohum ve malzeme almanızı sağlıyor, tecrübe ise level atlamanızı. Seviyeniz yükseldikçe, çiftliğinizi geliştirme şansınız ve markette alabileceğiniz ürünlerin çeşitliliği artıyor.
Farmville’i gerçekçi kılan bir diğer özellik de, ürün ekerken birçok şeyi göz önünde bulundurmanızı gerektirmesi. Sadece tohumların fiyatlarına, veya onları ektikten sonra getireceği kazanca bakmıyorsunuz, ekim giderleri, olgunlaşma süreci ve tecrübe puanları önemli. Bilgisayarın başına her an oturma imkanınız varsa, böğürtlen ve çilek yetiştirir, 4 saat sonra paranızı kazanırsınız. Böyle bir imkanınız yoksa, ananas eker 2 günde, karpuz eker 4 günde kazanırsınız, fazla bir bekleme süresi oluyor ancak elde edeceğiniz kazanç artıyor.
Tarımın yanında Farmville, hayvancılıkla uğraşma imkanı da sunuyor oyunculara. Kümes hayvanları, büyükbaş ve küçükbaş hayvanları satın alarak, etinden, sütünden, yumurtasından faydalanabilirsiniz. Tohum giderleri yok, yem giderleri var
. Ancak teknolojik açıdan gelişmiş hayvanlar bunlar, pembe inekleri sağdıktan sonra, çilekli sütlerin çıktığına şahit olabilirsiniz, nasıl bir mekanizma var bu hayvanların içinde bilmiyorum ama çok olağanüstü bir şey. Farmville, tarım ve hayvancılıkla uğraşırken size ek görevler de veriyor, şu kadar inek bul, şu kadar kedi bul diye. Belli zamanlarda pat diye bir kediye rastlıyorsunuz, istenilen miktarı bulduktan sonra ödülünüzü alıyorsunuz. Facebook’ta dikkat etmişsinizdir zaten, giriş yaptıktan sonra anasayfanıza bir bakıyorsunuz, arkadaşlarınızdan biri kedi bulmuş, diğeri ineğe rastlamış, öteki ördekle tanışmış.
Köy Havası iyidir
Gerçek çiftçiliğe göre çok daha rahat, geçim derdi yok, kredi derdi yok, çiftçi yardımı alamama endişesi yok, güneşin altında tarla sürme, hemen diğer tarlaya gitme, kurtlara karşı ilaçlama, gerçek ağaçlara çıkıp meyve toplama derdi de yok. Böyle çiftçiliğe 50 milyonun evet demesine şaşırmamak gerek, her geçen gün oynayan sayısı da artıyor. Eğer oyunu oynamıyorsanız ve yakında arkadaşlarınız sizi davet ederse, ‘aa ne güzel, arkadaşım benle oyun oynamak istiyor’ diye düşünmeyin, tarlasını büyütecek çakal
. Başlayacaksanız da oyuna, çok fazla kaptırmayın kendinizi, hayatınızı ona göre ayarlamayın. Oyunu oynayanlardan bazıları bana ‘hiç bulaşma’ diyor, bazıları da ‘çok güzel, mutlaka oyna’ diyor. Ama benim oynamaya pek niyetim yok, çiftçilik bana göre değil, ‘Kabzımalmarket’ diye bir oyun çıkarsa oynarım, kabzımallık daha çekici geliyor
.
Bu arada Facebook’ta Oyun Lab sayfamıza da katılmayı unutmayın
http://www.facebook.com/pages/Oyun-Lab/307851860246
Ayrıca; http://twitter.com/OyunLab





